Kime göre ben neyim kimdir bu ?

Kerem

New member
Kime Göre Ben Neyim? Kimdir Bu?

Bir zamanlar, bir sabahın ilk ışıklarıyla uyanan ve gözlerini hafifçe aralayan bir adam vardı. Adı Alper, ama adını kimse tam olarak bilmiyordu. En azından o, kimseye kendini gerçekten tanıttığını düşünmüyordu. Her sabah işine giderken, kaldırımda yürürken ya da bir kafede kahvesini yudumlarken, bir soru hep zihninde dönüp duruyordu: Kime göre ben neyim? Kimdir bu?

Hikâyeyi biraz daha derinleştirmenin zamanı geldi. Alper’in bir arkadaş çevresi vardı. Ya da en azından vardı gibi görünüyordu. İnsanlar ona her zaman kibarca "Alper Bey" der, ya da "Bu işte seni bekliyoruz" gibi cümleler kurardı. Ama bir iç sesi, o büyük boşluğu hissettiriyordu. Çevresindeki insanlar ona farklı gözlerle bakıyordu. Birine göre iyi bir iş arkadaşıydı, diğerine göre sevgi dolu bir dost, bir başkasına göre de sorumluluklarını yerine getiren bir çalışan. Ama ya kendi kimliği? Kime göre Alper'di? Herkes ona bir rol biçmişti, ama kendisi de bir rol mü oynuyordu?

Kadınlar ve Kimlik: Duyguların Derinliği

Bir gün, Alper'in hayatına Zeynep girdi. Zeynep, Alper’in hayatına adım attığında bir şüpheyle baktı. Alper'in içindeki boşluğu görüyordu. Bu boşluk, sadece bir insanın iş yaşamındaki rutininden veya yalnız geçirdiği zamanlardan kaynaklanmazdı; bu, kendi kimliğini bulamayan birinin sessiz çığlığıydı. Zeynep, kadınların çoğunlukla dünyayı duygularıyla algıladığını düşünerek Alper’i anlamaya çalıştı.

Zeynep, Alper’e zamanla empatik bir yaklaşım geliştirdi. Onunla uzun yürüyüşlere çıkıyor, derin sohbetlere dalıyorlardı. Alper, Zeynep’in gözlerine bakarak, "Gerçekten kimim?" diye sormaktan kendini alamıyordu. Zeynep, ona bakarken sadece sessizce dinliyor, bazen de kendi geçmişinden anılarını paylaşıyordu. Kadınlar, bazen sadece dinleyerek insanlara büyük bir rahatlama verebilir. Zeynep de Alper’e işte böyle yaklaşıyordu. Zeynep’in bakış açısı, "Kim olduğun, çevrendeki insanlarla nasıl bağlar kurduğuna göre şekillenir." diyordu. Onun için, Alper'in kimliği, başkalarıyla kurduğu derin ilişkiler ve bağlar üzerine inşa edilecekti.

Erkekler ve Çözüm: Stratejik Bir Yaklaşım

Alper, bir gün bir kahve dükkanında, Zeynep’e baktı ve ona bu kadar açık olmasının şaşkınlığını yaşadı. Ama Zeynep’in yaklaşımı çok farklıydı. O an, Alper, bir erkek olarak, çözüm arayışı içinde olan bir mantıkla düşünmeye başlamıştı. "Zeynep haklı. Ama ya ben bu boşluğu nasıl doldururum?" diye düşünüyordu.

Erkeklerin stratejik ve çözüm odaklı bakış açısı, bazen içsel sorgulamalarını daha kısa, daha pratik yollarla çözmeye yönlendirir. Alper de Zeynep’in empatik yaklaşımını takdir ediyor ama daha derin bir çözüm istiyordu. "Peki," diye düşündü, "Belki de kendimi bir tür test etmeliyim. Ne tür insanlarla daha çok vakit geçiriyorum? Ne tür aktiviteler bana kendimi daha iyi hissettiriyor?" Ve Alper, çözüm odaklı bir strateji geliştirmeye karar verdi. Bir hafta boyunca sadece hobilerine ve işine odaklanacak, dış dünyadan daha fazla izole olacaktı. Belki de bu strateji, onu ne kadar "gerçek" hissettirdiğini anlamasına yardımcı olacaktı.

Erkekler bazen doğru cevabı dışarıda aramak yerine içsel bir strateji belirleyerek bulurlar. Alper de bu yolu izlemeye karar vermişti. Kendini çözüm odaklı düşünerek bulacağına inanıyordu. Ama ne zaman yeni bir çözüm bulmaya çalıştıysa, aynı soru ona geri dönüyordu: "Kimim ben? Kime göre ben neyim?"

Kimlik ve Bağlar: Duygular ve Rasyonellik Arasında

Zeynep, Alper'in içindeki karmaşayı anlamıştı, fakat zamanla kendisi de biraz kaybolmaya başlamıştı. Alper’in soruları, Zeynep’in de kimlik sorgulamalarını tetikliyordu. Bazen de Zeynep, Alper’in çözüm odaklı yaklaşımını eleştiriyor, onun duygusal bağlara daha fazla odaklanmasını istiyordu. Ama bu, Alper için kolay bir şey değildi. Zeynep'in empatik yaklaşımı ona zaman zaman fazla duygusal geliyordu. Alper çözüm aramakta, Zeynep ise bağ kurmada kendini kaybediyordu.

Bir gün Zeynep, Alper’e şöyle dedi: “Belki de kim olduğumuzu sadece kendimiz bilemeyiz, ama etrafımızdakilerle kurduğumuz ilişkiler bizi tanımlar. Eğer insanları gerçekten anlamaya başlarsak, kendimizi de daha iyi tanıyabiliriz. Hepimiz birden fazla kimlik taşıyoruz, çünkü insanlar her zaman bizim dışımızda şekillenen varlıklardır.” Alper bu sözleri düşünerek gülümsedi. Evet, belki de kim olduğunu aramak için başkalarına gereğinden fazla odaklanıyordu. Sonunda, birden fazla kimliğin birleşiminden oluşan bir "ben" vardı.

Hikâyenin Sonunda: Hepimiz Kimiz?

Alper’in sorusu çok basitti, ama cevabı o kadar karmaşıktı ki: Kime göre ben neyim? Kimdir bu? Zeynep, ona bir cevap vermişti: "Kim olduğun, etrafındaki insanlarla kurduğun bağlar ve yaşadığın deneyimlerle şekillenir. Kimlik bir yolculuktur." Alper, kendi içsel yolculuğuna devam ederken, kimliğinin sadece çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkilerle değil, aynı zamanda içsel dünyasıyla da şekillendiğini fark etti.

Şimdi, forumda bu soruyu size soruyorum: Sizce kimlik, sadece kendimizi nasıl gördüğümüzle mi alakalıdır, yoksa çevremizdeki insanlar ve ilişkiler bizim kimliğimizi şekillendirir mi? Hepimizin kimlik hikâyesi farklıdır, bu yüzden yorumlarınızı paylaşmanızı çok isterim!