Afet riski nedir ?

Baris

New member
[color=Afet Riski: Kafamızda Olanlar ve Gerçekler Arasındaki Fark]

Herkese merhaba forum arkadaşlarım! Bugün, hayatımıza damgasını vuran bir konuya eğlenceli bir açıdan bakmak istiyorum: Afet riski. Hemen panik yapmayın! Kimseyi korkutmak niyetinde değilim. Sadece bir an durup, “Ya biz neler yaşıyoruz?” diyerek biraz gülmek istiyorum. Haydi başlayalım, çünkü her şeyden önce eğlenmek, afetten daha zararsız bir şey!

Afet riski... Hmmm, kulağa biraz ciddi ve korkutucu geliyor, değil mi? Ama gerçekten, afet dediğimiz şey sadece deprem, sel, yangın gibi felaketler mi? Yoksa bir sabah kalkıp “Vay be, bir de ne oldu, bu saçla dışarı çıktım!” dediğimiz anlar da bir çeşit afet midir? Hadi, biraz daha düşünelim, hem de mizahi bir şekilde.

[color=Afet Riski: Nedir Bu?]

Afet riski, aslında biraz komik bir kavram. Çünkü biz insanlık olarak, en temel anlamıyla, doğal felaketlere karşı hep tetikte olmalıymışız gibi hissediyoruz. Deprem, sel, fırtına... Bunlar büyük, ciddi meseleler. Ama bir de işin içine “gerçek afetler” giriyor: Kaybolan anahtarlar, kaybolan telefonlar, bir çamaşırın yanlış yıkanması... Evet, bunlar da birer afet!

Afet riski nedir? Aslında, doğal bir olayın veya insan kaynaklı bir felaketin hayatımızı ne kadar sarsacağı ile ilgili bir tahmin yapma çabasıdır. Ama sormadan edemiyorum: Peki, hayatımızdaki en büyük afetin, evde bir şeyin eksik olduğunu fark ettiğinizde yaşadığınız panik hali olmadığını kim söyleyebilir?

Mesela bir sabah uyandınız, dışarıda güneş parlıyor, hava ılık, kahvenizi içtiniz ve... Allah'ım! Çamaşır makinenizin çalışmadığını fark ettiniz. İşte bu, gerçek bir afet değil mi? Artık saatlerce o “makineyi yapma” ve “yeni bir çamaşır almak” telaşına giriyorsunuz. Ama kimse size bu afetleri anlatmadı, değil mi?

[color=Afet Riski ve Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı]

Hadi bir de erkekleri düşünelim. Herhangi bir afet durumunda, erkekler genellikle “Hadi ama, sakin olun! Çözüm var!” diyen türden insanlardır. Örneğin, deprem gibi büyük bir afet durumu varsa, bir erkek, “Hemen bir kurtarma planı yapmalıyız. Şu an tavanı kontrol etmeliyim!” diye hemen harekete geçer. Evet, bu çok harika! Ama ya o sırada kaybolan telefonunuzun “dönüşü” yoksa? Hadi, o konuda da çözüm önerisi sunmaya çalışalım. :)

Bir “afet riski” ile karşı karşıya kaldığında, erkekler çözüm odaklı yaklaşım sergilerler. Örneğin, eve yağmur girmeye başlamışsa, hemen bir “şemsiye alalım, çatıyı tamir edelim, suyu boşaltalım” diyen bir erkek profili var. Bunu tam olarak ciddiyetle yapmasalar da, gerçekten böyle bir durumda çözüm aramaya başlarlar.

Erkekler, afet anında gerçekten “büyük planlar yapmaya” çok yatkındırlar. Örneğin, büyük bir fırtına koparken, bir erkek “Hadi, hemen barınağa gidiyoruz!” diyebilir. Sonra ne olur? Barınakta, bir köşeye oturur, “Aha, bu barınak da bayağı lüksmuş” diye düşünmeye başlar. Yani, genelde çözüm bulurlarken, kendilerini bir şekilde rahatlatırlar.

[color=Afet Riski ve Kadınların Empatik Yaklaşımı]

Ve şimdi, kadınların bakış açısına gelelim. Afet riski denilince, kadınlar genellikle biraz daha “düşünceli” olurlar. Mesela, evde küçük bir yangın çıktığında, erkek belki hemen paniğe kapılacak, hemen itfaiyeyi arayacak ama kadınlar, bu tür bir durumda önce “Kimseye bir şey olmasın” diye düşünür. Sonrasında, “Evin köşesine de geçeyim, yoksa o çok yakın bir tehlike oluşturur, birkaç dakikada toparlamalıyız” diyerek her şeyi empatik bir şekilde ele alırlar.

Kadınlar afetler konusunda daha çok ilişki odaklı bir yaklaşım sergiler. Yani, sadece kendi güvenliklerini değil, başkalarının güvenliğini de göz önünde bulundururlar. Bir kadın için, afet durumunda “herkesin sağ salim çıkması” önemlidir. “Köpeği de unutma, merdivenlere dikkat et, merdivenin öndeki kapısını kapat, içeriye su girmesin!” diye bir talimat verirken, aslında herkesin huzurunu sağlamak için çaba gösterir.

Evet, bu kadar stratejik ve çözüm odaklı olan erkeklerin, bazen küçük bir çözüm önerisine bile tahammül edemediklerini söyleyebiliriz. Örneğin, bir kadın “Hadi, suyu keselim, elektriği kapatalım, önce çocukları alalım” dediğinde, erkek bunun gereksiz olduğunu düşünebilir. Ama aslında kadının empatik yaklaşımı, onları felaketin tam ortasında daha az stresli hale getirebilir.

[color=Sonuç: Her An Bir Afet Olabilir, Ama Gülmek En İyi Çözüm]

Sonuç olarak, afet riski dediğimiz şey, aslında her an karşımıza çıkabilecek küçük krizlerdir. Çamaşır makinelerinin bozulması, kaybolan anahtarlar, kaybolan telefonlar... Tüm bu küçük felaketler, yaşadığımız her anın içinde gizlidir. Ve işte tam burada, erkeklerin çözüm odaklı ve kadınların empatik bakış açıları bir araya geldiğinde, hayatın her türlü krizine gülerek yaklaşabiliriz.

Hadi forumdaşlar, sizce en büyük afet hangisidir? Çamaşır makinesi mi, yoksa kaybolan telefon mu? Gelin, bu konuda fikirlerinizi paylaşın ve birlikte gülelim!